Kömür ve kömür dış ticareti ile ilgili temel kavramların yer aldığı başvuru kılavuzuna alttaki linkten ulaşıp indirebilirsiniz.
https://drive.google.com/file/d/1aIomxIWDpe2N8nduAOCJ0hoItfxtGWDr/view?usp=sharing
Kömür ve kömür dış ticareti ile ilgili temel kavramların yer aldığı başvuru kılavuzuna alttaki linkten ulaşıp indirebilirsiniz.
https://drive.google.com/file/d/1aIomxIWDpe2N8nduAOCJ0hoItfxtGWDr/view?usp=sharing
Geçtiğimiz günlerde oldukça önemli uluslararası bir fuara katıldım. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayelerinde, Türkiye Kömür Üreticileri Derneği tarafından organize edilen V. Uluslararası Temiz Kömür Teknolojileri ve Milli Enerjide Değer Zirvesi ve Fuarı, 29 Nisan 2025 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Kamu, üniversiteler, TÜBİTAK, özel sektör ve yurt dışından birçok bürokrat, bilim insanı ve üst düzey yöneticinin katıldığı bu fuarda yerli enerji kaynağımız olan kömür tartışıldı. Tartışma sadece yerel düzeyde değil, küresel ölçekte de değerlendirildi ve oldukça geniş yankı buldu. Bu fuarda ben de “Kömür Gazlaştırma Teknolojilerinin Mevcut Durumu ve Geleceği” konulu bir sunum yapma şerefine eriştim.
Bu fuarın ardından dijital ve basılı medyada sıcağı sıcağına kömüre akıl penceresinden bakılması gerektiğini belirten “Kömür artı akıl=zenginlik” adlı güzel bir yazı ortaya çıktığı gibi “Temiz kömür miti!” şeklinde yanlı ve haksız bir yazı da ortaya çıktı. Bu durum, kömürün kamuoyunda üzerinde en çok olumlu ya da olumsuz eleştiri yapılan, kimi zaman objektif kimi zaman da oldukça subjektif bir bakış açısı sunan dar bir yelpazede değerlendirildiğini gösteriyor. Akademi, kamu ve özel sektör tecrübesi olan, sektörün bir ferdi olarak, kömüre bilimsel ve toplumsal çerçeveden bakan genel bir değerlendirme penceresi açılması gerektiğini düşündüm ve kömürle ilgili toplumun her kesimince anlaşılabilmeyi hedefleyen basit ama geniş bir yelpaze sunan bir yazı kaleme almaya karar verdim.
Bildiğiniz gibi kömür, insanlığın medeniyet ateşini yaktığı andan beri sadece bir yakıt değil, iktidarın simgesi de oldu.
Kömür, insanlığın ateşle kurduğu ilişkinin en sert ama en verimli halkası. İnsanlığın medeniyet ateşini yaktığı andan beri sadece bir yakıt değil, iktidarın simgesi oldu. Tarih boyunca krallıklara, imparatorluklara güç veren, savaşları finanse eden ve sanayi devrimlerini tetikleyen bu "kara elmas", bugünün küresel güçlerinin DNA'sında saklı. Avrupa Birliği’nin bütünleşmesi, Çin’in ekonomik devrimi ve ABD’nin sanayi imparatorluğu… Hepsi kömürün sırtında yükseldi. Bu yazıda, rakamların soğuk dilini edebiyatın sıcaklığıyla harmanlayarak, kömürün politik, ekonomik ve sosyal izlerini takip etmeye çalışacağız.
Sanayi Devrimi’nin buharıyla dönen çarklar, demir yolları, çelik fabrikaları ve nihayetinde ulusların yükselişi… Bugünün süper güçleri, bu siyah altını kullanarak dünya sahnesine çıktı. Avrupa Birliği’nin entegrasyonundan Çin’in ekonomik devrimine kadar kömürün rolü neydi? Gelin, tarihin tozlu raflarını karıştırırken, rakamların dilinden de konuşalım.
...........................
Yazının devamı alttaki linkte yer almaktadır.
Enerji Günlüğü'nde yayımlanan "Enerjinin iktidarı: Kömürün üzerinde yükselen devler" adlı köşe yazıma buradan ulaşabilirsiniz.
Enerjinin iktidarı: Kömürün üzerinde yükselen devler - Dr. Metin AKTAN
Ülkemiz konumu itibariyle zengin petrol ve doğal gaz rezervlerinin ortasında olan ama maalesef petrol ve doğal gaz rezervleri olmayan önemli bir ülke. Petrol ve doğal gazın neredeyse tamamı ithal ediliyor. Jeopolitik olarak coğrafyamızda çok fazla risk var. Olası Rusya Ukrayna savaşı, Rusya'dan aldığımız doğal gazı bir anda kesebilir. Petrol fiyatları inanılmaz bir şekilde yükseliyor. İthal kömür fiyatları nerdeyse 300 ABD$ oldu. Tüm bu riskler ülkemiz ekonomisini son derece olumsuz etkiliyor. Enerjide dışa bağımlı olduğumuz sürece maalesef enflasyon hep problem olacak. Peki tüm bu riskleri uzun vadede bertaraf etmenin bir yolu yok mu? Evet bence var. Yaklaşık 21 milyar ton gibi oldukça büyük bir kaynağa sahip olduğumuz yerli linyitlerimiz tüm bu riskleri bertaraf edebilir. Evet yerli kömürlerimiz çare olabilir...
Pandemik Covid salgınının şoku sonrası yeniden ivmelenen sektör, tüm hammaddelerde olduğu gibi, enerji hammaddelerinde de inanılmaz tüketim artışı yaşıyor. Tüketim artışları beraberinde rekor fiyatlanmaları da getiriyor ve her geçen gün hammadde fiyatlarının nereye gideceği tartışılıyor. Fosil enerji kaynağı fiyatları da yukarı yönlü çıkmaya devam ediyor.
Diğer taraftan zorlu kış şartları, fosil enerji kaynaklarından olan kömürün önemini bir kez daha öne çıkardı diyebiliriz. Mevsimsel şartlar, rüzgar ve güneşteki verimliliği azalttığından, kömür santralleri yeniden devreye girmeye başladı. Kömürün geleceği senaryoları bir kez daha tartışılır oldu. Kömürsüz bir gelecek mi, yoksa kömürle birlikte sürdürülebilir bir enerji geleceği mi öne çıkacak?
Bu kısa yazı, kömürün her şeye rağmen önemini koruduğu ve gelecekte de koruyacağı tezi üzerine kurulmuştur.
ABD Enerji Ajansı (EIA) tarafından yapılan 2050 projeksiyonunda 2020 yılında ikinci sırada yer alan kömürün, 2050 yılında petrol, yenilenebilir ve doğal gazın ardından dördüncü sıraya gerileyeceği tahmin edilmektedir. Şekil-1'deki grafiğe göre yatay bir tüketim seyri izleyecek olan kömürün diğer kaynaklara göre sadece tüketim payı içerisinde bir azalma olacağı görülmektedir.
Uluslararası Enerji Ajansı tarafından, günümüzde mevcut enerji politikalarının gelecekte de fazla değişmeden sürdürüleceği varsayımına göre yapılan tahminlerde ise dünya birincil enerji talebinin 2017 yılına göre yaklaşık %45,3 oranında artış göstererek 2040 yılında 19.637 mtep seviyesine yükseleceği, bu miktarın kaynaklara dağılımında önemli farklılıkların olmayacağı öngörülmektedir.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın; yenilenebilir ya da alternatif yakıtların kullanımlarının artacağı ve enerji verimliliğine ya da karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik çabaların geliştirileceği öngörülerine dayalı olan iyimser “Yeni Politikalar Senaryosu” nda kömürün 2040 yılında küresel enerji arzı içerisindeki payı %23,1 düzeyinde tahmin edilmektedir (IEA, 2018).
Mevcut Politikalar Senaryosu’nda ise; 2040 yılında petrolün payı %27,5 ve kömürün payı %27,1 olacaktır. Kömürü %24 ile doğalgaz izleyecektir. Söz konusu yılda; nükleer enerjinin payı %5,3 ve diğer kaynakların payı ise %16,1 olacaktır (IEA, 2018).
Dolayısıyla, Uluslararası Enerji Ajansı, mevcut enerji politikalarının gelecekte de fazla değişmeden sürdürüleceği varsayıldığında, kömürün, dünya enerji bileşimi içerisindeki belirleyici konumunu en azından önümüzdeki 25 yıl içerisinde de sürdüreceğini öngörmektedir.
Kömürün Ülkemiz açısından geleceği değerlendirildiğinde, tek fosil kaynağımız olan kömürün muhakkak yeni ve yerli teknolojiler ile kullanılması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Nasıl ki Almanya'nın kömür zenginlikleri, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında yükselişinin ana nedeni olmuşsa ve de iki büyük dünya savaşı boyunca ülkeyi ayakta tutmuşsa, yerli kömürlerimiz de Ülkemizi enerjide daha bağımsız ve güçlü kılacaktır.
Yer Altı Kaynakları Dergisi | Journal of Underground Resources
www.mtbilimsel.com
Year:10 | Number:20 | July 2021 Yıl:10 | Sayı:20 | Temmuz 2021
Metin Aktan * Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü, Ankara
* e-mail: metin.aktan@gmail.com, ORCID: 0000-0002-3393-733X
Özet
Kömürün dünya genelindeki ağırlıklı üretimi ve tüketimi batıdan doğuya doğru kaymış olup; kömür, her şeye rağmen dünya birincil enerji tüketimindeki yerini en ön sıralarda sürdürmeye devam etmektedir. Türkiye, birincil enerji kaynakları bakımından dışa bağımlı olduğundan cari açığın yarıdan fazlasını enerji giderleri oluşturmaktadır. Enerjideki dışa bağımlılığın azaltılabilmesi için yerli kömür kaynaklarının yüksek teknoloji ile işlenip gazlaştırma/sıvılaştırma amaçlı değerlendirilebilmesi, ulusal güvenlik açısından önemli bir konudur. Petrol ve doğal gazda yaşanabilecek bölgesel veya küresel bir kriz, Türkiye açısından en önemli risk faktörlerinden biridir. Enerjide kendi kendine yeten bir ülke olabilmenin en önemli yolu, kaynak çeşitliliğini arttırmanın yanında yerli kömür kaynaklarını yerli teknolojilerle yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmekten geçmektedir. Bu çalışmada, kömürün dünya ve Türkiye özelindeki mevcut durumu ve geleceği ile ilgili tahminlerle birlikte, kömür gazlaştırmanın mevcut durumu ve geleceği ile ilgili bilgilere de yer verilmektedir. Ayrıca Türkiye açısından kömür gazlaştırma ürünlerinin stratejik öneminden bahisle, Pazar analizlerine yer verilerek, çeşitli önerilerde bulunulmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kömür, Kömür Gazlaştırma, Gazlaştırma Ürünleri, Türkiye Kömür Stratejisi.
Abstract
The predominant production and consumption of coal around the world has shifted from west to east countries. No matter how shifting west to east coal’s production is, coal continues to be at the forefront of the world's primary energy consumption. Turkey’s energy costs constitute more than half of the deficit because of dependency on primary energy sources. It is an important national security issue to be able to process domestic coal resources with high technology and use them for gasification / liquefaction in order to reduce foreign dependency on energy. One of the major risk factors for Turkey is a regional or global crisis that may arise in petroleum and natural gas. The most important way to become a self-sufficient country in energy is to increase the diversity of resources, as well as to transform domestic coal resources into high value-added products with local technologies. In this study, the current status of coal, future of coal with predictions, and coal gasification information and future prospects are given globally and specifically so as to include Turkey. Furthermore, emphasizing the strategic importance of coal gasification products for Turkey, some suggestions are made by analyzing the Turkish market.
Keywords: Coal, Coal Gasification, Gasification Products, Turkey’s Coal Strategy.
Makalenin tamamı için tıklayınız! (Click to download full text)
TKİ SOMA LİNYİT HAVZASINA AİT NOSTALJİK FOTOĞRAFLAR (Turkish Coal Enterprises, Soma, Turkiye)
SOMA (ELİ - EGE LİNYİTLERİ İŞLETMESİ) TARİHÇESİ
Ege Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü (E.L.İ.) hukuki olarak 28 Temmuz 1978 tarihinde E.L.İ. Müessesesi Müdürlüğü olarak kurulmuştur. Ancak Soma havzasında Müesseseye ait maden kömür sahalarının işletilmeye başlaması 1913 yıllarına kadar uzanmaktadır.
Kömür Soma’da 1913 yılında Darkale’li Osman Ağa tarafından bulunmuştur. Aynı yıl Akhisarlı Ragıp ve Çimeris Beyler tarafından işletmeye açılan kömür ocakları 1914-1918 yılları arasında ordunun ihtiyaçlarını karşılamıştır. Mondros Mütarekesi’nden sonra Fransızlar tarafından 1918-1922 yılları arasında işletilen ocaklar 1922 yılından 1939 yılına kadar Fail Sabri,Nuri Aziz ve Yunus Nadi tarafından işletilmiştir.