Kömür ve kömür dış ticareti ile ilgili temel kavramların yer aldığı başvuru kılavuzuna alttaki linkten ulaşıp indirebilirsiniz.
https://drive.google.com/file/d/1aIomxIWDpe2N8nduAOCJ0hoItfxtGWDr/view?usp=sharing
Kömür ve kömür dış ticareti ile ilgili temel kavramların yer aldığı başvuru kılavuzuna alttaki linkten ulaşıp indirebilirsiniz.
https://drive.google.com/file/d/1aIomxIWDpe2N8nduAOCJ0hoItfxtGWDr/view?usp=sharing
Madencinin Güncesi: Paraguay İzlenimleri
Dr.
Metin AKTAN
20 Şubat 2026 tarihinde
İzmir'den başlayan seyahatim, İstanbul üzerinden yaklaşık 13 saat süren bir
uçuşla Brezilya'nın São Paulo şehrine uzandı. São Paulo'dan ise yaklaşık iki
buçuk saatlik bir aktarma uçuşuyla Paraguay'a ulaştım. İstanbul (IST) ile
Paraguay'ın başkenti Asuncion (ASU) arasındaki mesafe, kuş uçuşu yaklaşık
11.530 kilometre olup, doğrudan bir rota üzerinden Güney Atlantik Okyanusu'nu
boydan boya geçmektedir.
Şekil 1. İstanbul-Paraguay uçak
rotası.
Bu rota bana ister
istemez önceki Güney Amerika seyahatlerimi hatırlattı. Ekim 2014'te Şili'nin
Santiago şehrinde düzenlenen Dünya Cevher Hazırlama Kongresi'ne yaklaşık 15
kişilik bir heyetle katılmıştık. Rahmetli Prof.Dr. Güven Önal Hoca'nın efsane
YMGV organizasyonlarından biriydi. Hem maden ziyaretleri hem de turistik
ziyaretlerle teknik ve kültürel yönü zengin olan unutulmaz bir organizasyondu
diyebiliriz.
Brezilya ve Arjantin'i de
kapsayan o seyahatte, yüksek dağların ayırdığı ince uzun Şili'yi, Amazon'un
uçsuz bucaksız nehirlerini ve bölgenin yeşil doğasını hayranlıkla izlemiştim. Ardından 2018 yılında Bakanlığımızın teknik
bir heyetiyle Venezuela'ya 10 günlük bir inceleme gezisi yapmıştık.
Yeni Bir Görev:
Asunción'da İlk İzlenimler
Geçmişteki bu maden ve
teknik inceleme turlarından farklı olarak, Paraguay'daki bu ziyaretimin odak
noktası enerji ve madencilik alanında Türkiye’den bir firmaya danışmanlık
yapmaktı.
São Paulo'da geçirdiğim
bir günlük dinlenmenin ardından başkent Asunción'a adım attım. Şehir, yüksek yapıların bulunmadığı oldukça
düz bir coğrafyaya sahip. Sokaklarda Amerikan sermayesinin gücünü net bir
şekilde hissedebiliyorsunuz; sayısız alışveriş merkezi ve neredeyse tüm
Amerikan ve Avrupa markaları burada mevcut. Gıda fiyatları çok uygun. Et
Türkiye'dekinin 1/10'u fiyatında. Ama tekstil biraz pahalı. Ortalama gelir 500
USD civarında.
Ülke nüfusu yaklaşık 7
milyon. Bu nüfusun yaklaşık 1,5 milyonu başkent Asuncion’da. Nüfusun çok genç
olduğu, yaş ortalamasının 27 civarında seyrettiği belirtiliyor. Ülke iki dilli:
İspanyolca ile Guaraní resmî diller.
Başkentin Sokaklarındaki
Çelişkiler
Bu genç nüfusa rağmen
sokaklar kalabalık değil. Araç kullanımı oldukça fazla. Gelecekte burada ciddi
bir trafik yoğunluğu yaşanması kaçınılmaz görünüyor. Genelde büyük araçlar
tercih ediliyor. Sanırım tarım ve hayvancılığın fazla olması, araç tercihini de
etkiliyor. Yolların alt yapısı çok iyi değil. Çok fazla çukur ve tümseklikler
var. Ama bir taraftan kaliteli asfaltta sürülmesi gereken alçak tamponlu, lüks
Ferrari ve Mazarrattı satan araç galerini de görünce oldukça şaşırdım.
Beni en çok şaşırtan
altyapı tezatlarından biri, açık bırakılan logar ızgaralarından yayılan çok
yoğun kanalizasyon kokusu ve direklerden gelişigüzel sarkan telefon ve internet
kabloları oldu. Ancak sokaklardaki bu durumlara zıt olarak, insanlar son derece
temiz giyimli ve birbirlerine selam veren, sıcakkanlı kişiler. Ayrıca asayiş
olaylarının çok nadir yaşandığı, suç oranının hayli düşük olduğu oldukça
huzurlu bir ortama sahip.
Paraguay – Güney
Amerika’nın Kalbindeki Sessiz Güç
Güney Amerika’nın tam
ortasında yer alan Paraguay, adeta kıtanın gizli kalmış kalbi gibi. Ne denize
kıyısı var ne de gürültülü metropolleri... ama sakinliği, köklü tarihi ve içten
insanlarıyla hemen fark ettiriyor kendini. Paraguay’ın hikayesi, 16. yüzyılda
İspanyol sömürgesi olarak başlıyor. 1811’de bağımsızlığını kazanıyor ama bu
özgürlük, kolay olmuyor. Paraguay Savaşı (üçlü ittifak savaşı), ülkenin
tarihindeki en yıkıcı dönem: Brezilya, Arjantin ve Uruguay’a karşı verilen bu
savaşta Paraguay nüfusunun neredeyse %60’ı, erkek nüfusunun da %85-90’ı hayatını
kaybediyor. Gerçekten korkunç. Bugün ise halk, o dönemi “ulusal direnişin
sembolü” olarak görüyor ve her yıl Şubat sonunda “Heroes Day” olarak anma
törenleri düzenliyor.
Yönetim şekli cumhuriyet;
başkent Asunción hem politik hem ekonomik merkez. Son yıllarda ülke, Latin
Amerika’nın en istikrarlı ama en sessiz ekonomilerinden biri olarak öne
çıkıyor.
🎭 Kültür ve Günlük Yaşam
Paraguay kültürü, yerli
Guaraní kökleriyle İspanyol mirasını birleştiriyor. Yerli melodilerle
harmanlanmış harpa (arpa) müziği, genelde belediye otobüslerinde ve arka
sokaklarda rahatça duyuluyor. Yemeklerde en meşhurları: chipa (peynirli mısır
ekmeği), sopa paraguaya (katı mısır ekmeği) ve tabi ki çok ucuz olduğu için
çeşit çeşit et yemekleri-ızgaraları ve sıcak havalarda vazgeçilmez tereré — buz
gibi bitki çayı, Guaraní’lerin günlük ritüeli. Bu bitki çayını taşımak için
termosa benzer içi buz dolu özel su kabı taşıyorlar.
💰 Ekonomi – Sessiz Büyümenin Hikayesi
Paraguay, G. Amerika’nın
“gürültüsüz ama sağlam” ekonomilerinden biri. Savaşsız, krizsiz, ağır ama
istikrarlı bir büyüme çizgisi var. Son yıllarda ortalama %4 civarında büyüme
sağlıyor. Ekonominin kalbinde tarım, hidroelektrik enerji ve hayvancılık var. Dünyanın
en büyük soya, sığır eti ve elektrik ihracatçılarından biri. Yani, ülkenin
parası toprağından ve suyundan geliyor.
Kişi başı milli gelir:
Yaklaşık 7.500 ABD doları (2025 IMF tahmini). Yıllık enflasyon: %4–5 bandında. İşsizlik
oranı: Yaklaşık %5. Ülke risk primi (CDS): 160–200 baz puan aralığında (Latin
ortalamasına göre düşük – yani yatırımcı açısından “makul riskli”). Ekonomi
küçük ama dayanıklı. Üstelik dış borcu da düşük — bu da Paraguay’ı Latin
Amerika’da “finansal olarak disiplinli” birkaç ülkeden biri yapıyor.
🌍 Coğrafya – Güney Amerika’nın Kalbi
Paraguay tam anlamıyla
kıtanın içinde sıkışmış bir ülke. Denize kıyısı yok ama iki büyük nehir —
Paraguay Nehri ve Paraná Nehri — ülkenin can damarları gibi kuzeyden güneye
akıyor.
Yüzölçümü: Yaklaşık
406.000 km² (Türkiye’nin yarısı kadar).
Komşular: Brezilya
(doğuda), Arjantin (güney ve batıda), Bolivya (kuzeyde).
Ülke coğrafi olarak ikiye
ayrılıyor:
Doğu Paraguay: Yeşil,
ormanlık, tarım ve nüfus yoğun.
Batı Paraguay (Chaco):
Geniş, kurak, neredeyse vahşi bir doğa — kaktüsler, tozlu yollar ve gaucho’lar
(Latin kovboyları).
Asunción’dan batıya giden
her kilometrede medeniyet biraz daha seyrekleşiyor; doğuya gittikçe yeşil ve
bereket artıyor.
☀️ İklim – Tropik Sıcak, Sakin Yağmurlar
Paraguay’ın iklimi
tropikal ile yarı nemli karasal arası bir geçişte. Yıl boyu sıcak; yazlar
(Kasım–Mart) sıcak ve nemli, kışlar ılık ve kuru geçiyor. Yaz aylarında
sıcaklık 40°C’yi bulabiliyor. Kışın (Haziran–Ağustos) gündüzler 20–25°C
civarında, geceler serin. En yağışlı dönem: Kasım–Şubat. En kuru dönem:
Haziran–Ağustos.
⚡Su Kaynakları, Enerji ve Madencilik Potansiyeli
Ülkenin su kaynakları
bakımından çok zengin olduğunu ve dünyanın en büyük barajlarından İtaipu Barajına
ev sahipliği yaptığını eklemeliyim. Brezilya ile sınırda bulunan Paraná Nehri üzerindeki
Itaipu Barajı, dünyada en büyük elektrik üretim kapasitesine sahip olan
tesislerden biri ve 14.000 MW güç üretimi yapmakta. Her biri 700 MW sağlayan 20
jeneratör ünitesi mevcut. 3000’den fazla istihdama sahip olduğu yazıyor bir çok
kaynakta. 1984 yılında tamamlanan baraj, Brezilya ve Paraguay tarafından
işletilen iki uluslu bir baraj. İki ülke arasındaki sınırda bulunan Dostluk
Köprüsü'nün 15 kilometre kuzeyinde yer almakta.
Barajın inşasına ilk
olarak Arjantin itiraz etmiş, ancak müzakereler ve Arjantin-Brezilya
entegrasyonu ile anlaşmazlığın çözümü sağlanmış. "Itaipu" adı inşaat
sahasının yakınında bulunan bir adadan alınmış. Guarani dilinde, Itaipu
"sondaj taşı" anlamına geliyormuş.
Şu anda kurulu olan yirmi
jeneratör ünitesinden on tanesi Paraguay için ve on tanesi de Brezilya için
enerji üretmekte. Paraguay jeneratörlerinin üretim kapasitesi Paraguay'daki
yükü çok aştığı için, üretimlerinin çoğu doğrudan Brezilya tarafına ihraç edilmekte.
Enerjinin çoğunu São Paulo / Rio de Janeiro bölgesine taşınmakta. Bu büyük
baraj, Paraguay'ın elektrik ihtiyacının %80 ile %85'lik devasa bir kısmını tek
başına karşılıyor ve Brezilya'nın da enerji ihtiyacına destek oluyor.
Madencilik sektörü ise
yeni yeni canlanıyor: nikel, demir, altın ve fosfat potansiyeli dikkat çekiyor,
ancak çevresel hassasiyetler nedeniyle yatırımlar yavaş ilerliyor. Aktif
çalışan maden sahası neredeyse yok. Hemen hemen tamamı arama aşamasında ve
özellikle Kanadalı ve Amerikan firmaları Paraguay’ın madencilik sektörüne yeni
yeni girmeye başladılar. Bir tarım ve hayvancılık toplumu olan Paraguay’ın
ilerleyen zamanlarda madenciliğe nasıl bakacağı şimdiden büyük bir soru işareti
aslında.
Başkent Asuncion Turistik Yerleri ve Sokak
İzlenimleri
Asunción, Paraguay'ın
tarihi ve kültürel dokusunu yansıtan, nehir kıyısında kurulu sıcak bir başkent.
Öne çıkan yerler arasında devlet başkanlığı sarayı Palacio de López, ulusal
kahramanların anıt mezarı Panteón Nacional de los Héroes, tarihi Casa de la Independencia,
renkli Loma San Jerónimo mahallesi ve nehir manzaralı Costanera de Asunción
bulunmakta. Ben bunlardan 1 günlük ziyaret kapsamında Lopes Sarayı, Panteon
anıt mezarı, renkli mahalle araları ve nehir manzaralı kıyı şeridini
gezebildim.
Şekil 2. Eski İspanyol binalarından
bir görünüm.
Palacio de López (Hükümet
Sarayı): Devlet başkanının çalışma ofisi olan bu pembe bina,
şehrin en ikonik yapısı. Nehrin hemen kıyısında bulunuyor. İçeri turist
alınmıyor. O yüzden sarayı arka fona alıp, anca fotoğraf çekebildim.
Şekil 3. Arka fonda Palacio de López
(Hükümet Sarayı) görünümü.
Panteón Nacional de los
Héroes (Ulusal Kahramanlar Panteonu): Paraguay tarihinin
önemli figürlerinin anıt mezarlarının bulunduğu, nöbet değişimi törenleriyle
ünlü yapı.
Şekil 4. Panteón Nacional de los
Héroes iç görünümü.
Şekil 5. Ulusal Kahramanlara ait anıt
mezar.
Costanera de Asunción
(Sahil Yolu): Paraguay Nehri kıyısında yürüyüş yapmak, bisiklete binmek ve gün
batımını izlemek için popüler bir alan. Ama ben şapkama rağmen tam öğlen
sıcağında yürüyüş yaptığım için oldukça bunaldım ve sürekli gölge bir yer
aradım.
Alışveriş Merkezleri: Paseo
La Galeria ve Shopping delSol AVM’leri şehir merkezinden biraz uzakta
olmalarına rağmen inanılmaz kalabalıklar. AVM içlerindeki teraslı ve bahçeye
açılan kısımlarda bol bol kaliteli ve ünlü et restoranları var. Fiyatları
oldukça makul. Ayrıca AVM içinde hemen her batılı markayı bulup dolar ile de
alış veriş yapabileceğiniz yerler var. Ama tabi merkeze göre biraz pahalı
yerler.
Şekil 6. Paseo La Galeria alışveriş
merkezi.
Arama Sahası İzlenimleri
Sabahın en erken
saatinde, henüz hava bile aydınlanmamışken 05:30'da Asunción'dan yola çıktık.
Gidiş-gelişli standart asfalt yollarda beklediğimden daha yoğun bir trafik
vardı; hatta yol üstünde iki üç trafik kazasına denk geldik. Araçta dört
kişiydik: Jeologlarımız Federico ve George, şoförümüz nam-ı diğer "Kaptan
George" ve ben. Hedefimiz başkentin yaklaşık 450 kilometre
kuzeydoğusundaki Capitán Bado bölgesiydi. Molalarla beraber yolculuğumuz
yaklaşık 6 saat sürdü. Bölgeye varır varmaz küçük, gösterişsiz ama oldukça
temiz bir otele eşyalarımızı bırakıp hiç vakit kaybetmeden sahaya geçtik.
Şekil 7. Capitan Bado şehir merkezi.
Bölgede yarı tropikal bir
iklim (yazları 40°C'ye ulaşan sıcaklıklar) hâkim. Mevcut durumda arazinin büyük
bir kısmı tarım (ağırlıklı olarak soya fasulyesi plantasyonları) ve hayvancılık
amacıyla kullanılmakta.
Sahada Capitán Bado'yu
detaylıca gezip, daha önceden numune alınan noktaları yerinde inceleme fırsatım
oldu. Özellikle müthiş bir manyetizma sergileyen manyetit anomalileri gerçekten
dikkat çekiciydi.
Şekil 8. Manyetit anomalileri rahatça
test edilebiliyor.
🪨 Jeolojik Yapı ve Hedef Mineraller
Bölgenin ana jeolojisi,
yaklaşık 130 milyon yıl öncesine dayanan Paraná bazalt akıntıları tarafından
oluşturulmuş. Sahadaki en kritik
oluşum, proje alanının yaklaşık %60 ila %80'ini kaplayan ve ortalama 6-7 metre
kalınlığa sahip laterit (demir ve alüminyumca zengin kırmızı toprak)
tabakaları. Ayrıca sahada gabro
kayaçları, diatremler (volkanik bacalar) ve Akara Formasyonuna ait kumtaşları
gözlemlenmekte.
Sahadaki toprakta
manyetit (demir) konsantrasyonu oldukça yüksek; el mıknatısıyla yaptığım
yüzeysel testlerde %50 demir, %25 titanyum oranlarını saptadım. Tabi bu
yüzeysel ve tahmini değerler. Esas değerler tam laboratuvar analizi sonucunda
çıkacak.
En önemli gözlemim, bu
projenin sıfırdan bir cevher keşfetme (discovery) projesi değil, var olan
devasa yüzey cevherinin sistematik olarak değerlendirilmesi (evaluation)
projesi olduğu yönünde. Ama tabi ki bunun uluslararası standartlarda hızlı bir
şekilde raporlanması gerekiyor.
Şekil 9. Paraguaylı Jeologlar
Frederico ve George ile saha incelemelerinden bir görünüm.
Yeni keşfedilen mineral
bölgelerinden toprak numuneleri aldık; özellikle Nadir Toprak Elementleri (REE)
potansiyelini görmek istedim. Numune alma işleri ve ekipman hazırlığı fiziksel
olarak biraz yorucuydu ama dürüst olmak gerekirse hepimiz için çok eğlenceli ve
verimli bir çalışma oldu.
Şekil 10. Nadir toprak elementleri
için toprak numunesi alımı.
Şekil 11. Volkanik kökenli demir
içeren gabro örnekleri.
Akşam yemeği için dışarı
çıktığımızda bölge halkının yabancılara pek alışkın olmadığını hemen hissettik.
Hatta aramızda İngilizce konuştuğumuzu duyan bir restoran çalışanı beni
Amerikalı bir aktör sanınca ekip arasında epey bir gülüşme yaşandı. Gece otele
dönüp dinlenirken televizyonda bir Türk dizisine denk gelmek ise günün ilginç
sürprizlerinden biriydi. Capitán Bado tam sınırda; Brezilya ile Paraguay'ı
ayıran bu bölgede ne askeri bir alan ne de tel örgü var. İki taraf o kadar
barışçıl ve iç içe yaşıyor ki etkilenmemek elde değil. Dünyanın diğer ucundaki ABD-İran
ve Pakistan-Afganistan savaşları ve jeopolitik kriz haberlerinin aksine, burada
sadece tek tük araba sesleri duyuyorsunuz. Suç oranının neredeyse sıfır olduğu,
uçsuz bucaksız, huzur dolu tarım arazilerinin ortasındayız.
İşin operasyonel tarafına
gelirsek, incelediğimiz alanlar henüz ön arama sahası niteliğinde. Bugüne kadar
bölgede aktif bir madencilik faaliyeti hiç yapılmamış, dolayısıyla toplam
rezervin büyüklüğünü henüz tam olarak bilmiyoruz. Paraguay çok güçlü bir tarım
ülkesi. Yakın bir zamanda buralarda maden üretimine geçilmek istendiğinde, kamulaştırma
ya da arazi satımına yerel halkın nasıl bir tepki vereceği veya bir protesto
olup olmayacağı kafamda büyük bir soru işareti.
Öte yandan Paraguay
devleti madencilik yatırımlarına çok sıcak bakıyor; ülkeye döviz sokmak için
vergi indirimleri ve çeşitli teşvikler sunuyorlar. Ancak ülkede köklü bir
madencilik kültürünün olmaması ve ülkenin denize kıyısının bulunmaması,
yatırımcılar için ciddi dezavantajlar. Kendi adıma söylemem gerekirse, bu kadar
uzak bir coğrafyada uzun soluklu bir operasyon yönetmenin lojistik ve
yönetimsel zorlukları hakkında bazı kişisel çekincelerim var.
🌍 Son Söz
Fazla konuşmayan ama çok
şey anlatan bir ülke Paraguay. Uçsuz bucaksız tarım alanlarında ve sığır
otlatan yeşil vadilerinde ufka bakarken ya da tenha şehirlerin sessiz
sokaklarında gezerken, eski kolonyal binaların gölgesinde bir tereré içip
İspanyolca konuşmalara doyduğunda anlıyorsun:
Burası Güney Amerika’nın
kalbi — yavaş atıyor ama güçlü...
Paraguay’ın ekonomisi ve
doğası, insanları gibi sade ama dirençli. Ülke ne zenginliğini gösterişle
sergiliyor ne de fakirliğini gizliyor. Rüzgâr gibi sessiz ama yönünü bilen bir
ülke izlenimi veriyor...Belki de geçmişin gölgesinde yaşanılan o büyük acılar
çok şey öğretmiştir yeni nesle...
Çin ve Rusya'nın öncülük ettiği Şanghay İşbirliği Örgütünün (ŞİÖ) 25. Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi, 31 Ağustos-1 Eylül 2025 tarihlerinde Tiencin şehrinde gerçekleştirildi. Zirve, 2001’deki kuruluşundan bu yana örgütün en büyük toplantısı olarak tanımlandı. Şi Cinping ile Vladimir Putin’in Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile el ele vererek Batı eksenine karşı doğu güçlerinin yakınlaşmasını simgeleyen görüntüsü, belki de zirvenin en akılda kalıcı görüntüydü (Tesnim, 2025).
...
Bugün
enerji, yalnızca santrallerin ya da boru hatlarının konusu değil. Enerji,
jeopolitiğin yeni şiiridir. Çin’in büyüklüğü, ABD’nin ihracatçı kudreti,
Avrupa’nın bağımlılıkları ve Rusya’nın yön değiştiren boruları… Tüm bu unsurlar
bir araya geldiğinde, Avrasya’da yeni bir güç tablosu ortaya çıkıyor.
Ve
bu tabloda Çin, hem en büyük kömür üreticisi ve fosil yakıt ithalatçısı
hem de en büyük yenilenebilir yatırımcısı olarak güçlü bir rol
üstleniyor. Washington tankerleriyle güvence dağıtırken, Pekin güneş
panelleriyle geleceği inşa ediyor. Hangisinin daha kalıcı olacağını ise zaman
gösterecek.
Bu yazıda Çin ve ABD’nin enerji jeopolitiği ve yeni denge arayışları ele alınarak yükselen bir süper gücün yani ejderhanın yol hikayesi anlatılacak.
...
Artık
yeni bir çağa tanıklık ediyoruz: Bu çağ, enerji akışlarının yön değiştirdiği ve
küresel gücün yeniden tanımlandığı bir çağ. Bu çağ, batıdan yükselmiş olan
beyaz başlı kartal ve aslana rağmen daha barışçıl bir yol hikayesi oluşturmak
üzere Asya’dan doğan güneşle birlikte ejderhanın yükseldiği yeni bir çağ. Bu
yol hikayesinde yola çıkan ejderhaya boz ayı, kaplan ve diğer üyeler eşlik
ediyor. Bozkurt ise şu anda hem kartalı hem de ejderhayı dikkatle izliyor.
Hikâyenin nasıl şekilleneceğini zaman gösterecek.
https://madencilikturkiye.com/enerji-jeopolitiginde-kirilmalar-ve-ejderhanin-sessiz-yukselisi/
Geçtiğimiz günlerde oldukça önemli uluslararası bir fuara katıldım. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayelerinde, Türkiye Kömür Üreticileri Derneği tarafından organize edilen V. Uluslararası Temiz Kömür Teknolojileri ve Milli Enerjide Değer Zirvesi ve Fuarı, 29 Nisan 2025 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Kamu, üniversiteler, TÜBİTAK, özel sektör ve yurt dışından birçok bürokrat, bilim insanı ve üst düzey yöneticinin katıldığı bu fuarda yerli enerji kaynağımız olan kömür tartışıldı. Tartışma sadece yerel düzeyde değil, küresel ölçekte de değerlendirildi ve oldukça geniş yankı buldu. Bu fuarda ben de “Kömür Gazlaştırma Teknolojilerinin Mevcut Durumu ve Geleceği” konulu bir sunum yapma şerefine eriştim.
Bu fuarın ardından dijital ve basılı medyada sıcağı sıcağına kömüre akıl penceresinden bakılması gerektiğini belirten “Kömür artı akıl=zenginlik” adlı güzel bir yazı ortaya çıktığı gibi “Temiz kömür miti!” şeklinde yanlı ve haksız bir yazı da ortaya çıktı. Bu durum, kömürün kamuoyunda üzerinde en çok olumlu ya da olumsuz eleştiri yapılan, kimi zaman objektif kimi zaman da oldukça subjektif bir bakış açısı sunan dar bir yelpazede değerlendirildiğini gösteriyor. Akademi, kamu ve özel sektör tecrübesi olan, sektörün bir ferdi olarak, kömüre bilimsel ve toplumsal çerçeveden bakan genel bir değerlendirme penceresi açılması gerektiğini düşündüm ve kömürle ilgili toplumun her kesimince anlaşılabilmeyi hedefleyen basit ama geniş bir yelpaze sunan bir yazı kaleme almaya karar verdim.
Bildiğiniz gibi kömür, insanlığın medeniyet ateşini yaktığı andan beri sadece bir yakıt değil, iktidarın simgesi de oldu.
Kömür, insanlığın ateşle kurduğu ilişkinin en sert ama en verimli halkası. İnsanlığın medeniyet ateşini yaktığı andan beri sadece bir yakıt değil, iktidarın simgesi oldu. Tarih boyunca krallıklara, imparatorluklara güç veren, savaşları finanse eden ve sanayi devrimlerini tetikleyen bu "kara elmas", bugünün küresel güçlerinin DNA'sında saklı. Avrupa Birliği’nin bütünleşmesi, Çin’in ekonomik devrimi ve ABD’nin sanayi imparatorluğu… Hepsi kömürün sırtında yükseldi. Bu yazıda, rakamların soğuk dilini edebiyatın sıcaklığıyla harmanlayarak, kömürün politik, ekonomik ve sosyal izlerini takip etmeye çalışacağız.
Sanayi Devrimi’nin buharıyla dönen çarklar, demir yolları, çelik fabrikaları ve nihayetinde ulusların yükselişi… Bugünün süper güçleri, bu siyah altını kullanarak dünya sahnesine çıktı. Avrupa Birliği’nin entegrasyonundan Çin’in ekonomik devrimine kadar kömürün rolü neydi? Gelin, tarihin tozlu raflarını karıştırırken, rakamların dilinden de konuşalım.
...........................
Yazının devamı alttaki linkte yer almaktadır.
Enerji Günlüğü'nde yayımlanan "Enerjinin iktidarı: Kömürün üzerinde yükselen devler" adlı köşe yazıma buradan ulaşabilirsiniz.
Enerjinin iktidarı: Kömürün üzerinde yükselen devler - Dr. Metin AKTAN
Metin Aktan 1, *, A.Erhan Tercan 2
1 Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü, Ankara
(* Sorumlu yazar: metin.aktan@gmail.com)
2 Hacettepe Üniversitesi, Maden Mühendisliği Bölümü, Ankara
ÖZET
Madencilik sektöründe üretilen Halka
Açık raporlar; 1) Arama Sonuçları, Maden Kaynak / Maden Rezerv Kestirimi ve 2)
Maden Değerleme raporları olmak üzere iki ana kategoriye ayrılabilir. Dünyada birinci
kategoride raporlama yapan birçok uzman kişi varken, değerleme yapan kişi
sayısı oldukça sınırlıdır. Bunun önemli bir nedeni Maden Değerlemenin yeni
gelişen bir disiplin olmasıdır. Değerlemenin temel amacı, incelenen maden
varlığının Piyasa Değerini belirlemektir. Ülkemizde maden sahalarının değerlemesi
ile ilgili yeterli sistematik çalışma bulunmamaktadır. Değerleme yapılacak
sahaların öncelikle uluslararası değerleme yaklaşımlarındaki kod esaslarına
göre ve konusunda uzman değerlemeciler tarafından yapılması gerekmektedir. Bu çalışmada;
Türkiye’de bulunan ve henüz işletilmemiş erken evre arama aşamasındaki iki adet
kömür sahasının değerlemesi yapılmıştır. Sahaların özelliklerinden dolayı
değerleme çalışmasında “Maliyet Yaklaşımı” kullanılmış olup, kömür
sahalarındaki maden varlıkları ile ilgili bilgi düzeylerinin yanı sıra, kaynak
miktarına ait parasal tutarlar ve yapılan harcamaların bugünkü değerleri hesaplanarak
birbirileriyle kıyaslamaları yapılmıştır.
Çalışmada, Arama Harcamalarının Katları ve Kilburn Yerbilim Faktörü gibi
yöntemler kullanılarak değerleme tahminlerine ulaşılmıştır. Sonuçlar, maden varlıkları
ile ilgili kaynak miktarı ve kalitesinin yanı sıra artan bilgi miktarının ve
güvenilirliğinin saha değerini arttıran önemli bir unsur olduğunu göstermiştir.
Anahtar
Kelimeler: Kömür değerleme, maden sahası değerleme, maliyet yaklaşımı, Kilburn
Faktörü (KYY), Arama Harcamalarının Katları (AHK) Yöntemi.
ABSTRACT
The Public
Reports issued in the Mineral industry can be divided into two main categories:
1) Reports on Exploration, Mineral Resource / Mineral Reserve estimation and 2)
Reports on Valuation of Mineral Assets. While there are many experts disclosing
reports for the former in the world, the number of valuators are quite limited.
An important reason for this situation is that mine valuation is an emerging
discipline. The main purpose of valuation is to determine the Market Value of
the Mineral Asset. There are not enough systematic studies on the valuation of Mineral
Assests in our country. First of all, the Mineral Assests to be valuated must
be studied by Practitioners according to the code principles based on international
valuation approaches. In this study, two unexploited coal fields of Turkey in the
early exploration stage were valuated. Due to the characteristics of the
fields, the "Cost Approach" was used in the valuation study and the
monetary amounts of the resource and the present values of the expenditures
were calculated and compared with each other, as well as the knowledge level
about the Mineral Assets in the coal fields. In the study, valuation estimates
were obtained by using methods such as Multiples of Exploration Expenditures
and Kilburn Factor. The results showed that the resource and quality of the Mineral
Assets, as well as the increased amount and reliability of information about
the field, is an important factor that affects the valuation.
Keywords: Coal valuation, mining field valuation, Cost
Approach, Kilburn Method, Multiples of Exploration Expenditures Method.
Makalenin tümü için lütfen tklayınız!
Not: Bu yazı kişisel görüş ve analizleri içermekte olup, hiçbir Kurum, Kişi ya da Kuruluşla bağlantılı değildir...
Ülkemiz konumu itibariyle zengin petrol ve doğal gaz rezervlerinin ortasında olan ama maalesef petrol ve doğal gaz rezervleri olmayan önemli bir ülke. Petrol ve doğal gazın neredeyse tamamı ithal ediliyor. Jeopolitik olarak coğrafyamızda çok fazla risk var. Olası Rusya Ukrayna savaşı, Rusya'dan aldığımız doğal gazı bir anda kesebilir. Petrol fiyatları inanılmaz bir şekilde yükseliyor. İthal kömür fiyatları nerdeyse 300 ABD$ oldu. Tüm bu riskler ülkemiz ekonomisini son derece olumsuz etkiliyor. Enerjide dışa bağımlı olduğumuz sürece maalesef enflasyon hep problem olacak. Peki tüm bu riskleri uzun vadede bertaraf etmenin bir yolu yok mu? Evet bence var. Yaklaşık 21 milyar ton gibi oldukça büyük bir kaynağa sahip olduğumuz yerli linyitlerimiz tüm bu riskleri bertaraf edebilir. Evet yerli kömürlerimiz çare olabilir...
Pandemik Covid salgınının şoku sonrası yeniden ivmelenen sektör, tüm hammaddelerde olduğu gibi, enerji hammaddelerinde de inanılmaz tüketim artışı yaşıyor. Tüketim artışları beraberinde rekor fiyatlanmaları da getiriyor ve her geçen gün hammadde fiyatlarının nereye gideceği tartışılıyor. Fosil enerji kaynağı fiyatları da yukarı yönlü çıkmaya devam ediyor.
Diğer taraftan zorlu kış şartları, fosil enerji kaynaklarından olan kömürün önemini bir kez daha öne çıkardı diyebiliriz. Mevsimsel şartlar, rüzgar ve güneşteki verimliliği azalttığından, kömür santralleri yeniden devreye girmeye başladı. Kömürün geleceği senaryoları bir kez daha tartışılır oldu. Kömürsüz bir gelecek mi, yoksa kömürle birlikte sürdürülebilir bir enerji geleceği mi öne çıkacak?
Bu kısa yazı, kömürün her şeye rağmen önemini koruduğu ve gelecekte de koruyacağı tezi üzerine kurulmuştur.
ABD Enerji Ajansı (EIA) tarafından yapılan 2050 projeksiyonunda 2020 yılında ikinci sırada yer alan kömürün, 2050 yılında petrol, yenilenebilir ve doğal gazın ardından dördüncü sıraya gerileyeceği tahmin edilmektedir. Şekil-1'deki grafiğe göre yatay bir tüketim seyri izleyecek olan kömürün diğer kaynaklara göre sadece tüketim payı içerisinde bir azalma olacağı görülmektedir.
Uluslararası Enerji Ajansı tarafından, günümüzde mevcut enerji politikalarının gelecekte de fazla değişmeden sürdürüleceği varsayımına göre yapılan tahminlerde ise dünya birincil enerji talebinin 2017 yılına göre yaklaşık %45,3 oranında artış göstererek 2040 yılında 19.637 mtep seviyesine yükseleceği, bu miktarın kaynaklara dağılımında önemli farklılıkların olmayacağı öngörülmektedir.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın; yenilenebilir ya da alternatif yakıtların kullanımlarının artacağı ve enerji verimliliğine ya da karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik çabaların geliştirileceği öngörülerine dayalı olan iyimser “Yeni Politikalar Senaryosu” nda kömürün 2040 yılında küresel enerji arzı içerisindeki payı %23,1 düzeyinde tahmin edilmektedir (IEA, 2018).
Mevcut Politikalar Senaryosu’nda ise; 2040 yılında petrolün payı %27,5 ve kömürün payı %27,1 olacaktır. Kömürü %24 ile doğalgaz izleyecektir. Söz konusu yılda; nükleer enerjinin payı %5,3 ve diğer kaynakların payı ise %16,1 olacaktır (IEA, 2018).
Dolayısıyla, Uluslararası Enerji Ajansı, mevcut enerji politikalarının gelecekte de fazla değişmeden sürdürüleceği varsayıldığında, kömürün, dünya enerji bileşimi içerisindeki belirleyici konumunu en azından önümüzdeki 25 yıl içerisinde de sürdüreceğini öngörmektedir.
Kömürün Ülkemiz açısından geleceği değerlendirildiğinde, tek fosil kaynağımız olan kömürün muhakkak yeni ve yerli teknolojiler ile kullanılması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Nasıl ki Almanya'nın kömür zenginlikleri, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında yükselişinin ana nedeni olmuşsa ve de iki büyük dünya savaşı boyunca ülkeyi ayakta tutmuşsa, yerli kömürlerimiz de Ülkemizi enerjide daha bağımsız ve güçlü kılacaktır.